soyle

soyle

(sɔɪl)
n
obsolete prey
vb (tr)
archaic to elucidate
References in classic literature ?
Thus they Breathing united force with fixed thought Mov'd on in silence to soft Pipes that charm'd Thir painful steps o're the burnt soyle; and now Advanc't in view they stand, a horrid Front Of dreadful length and dazling Arms, in guise Of Warriers old with order'd Spear and Shield, Awaiting what command thir mighty Chief Had to impose: He through the armed Files Darts his experienc't eye, and soon traverse The whole Battalion views, thir order due, Thir visages and stature as of Gods, Thir number last he summs.
Let none admire That riches grow in Hell; that soyle may best Deserve the pretious bane.
Bu kriterler soyle siralanmaktadir: [1] cilt dokuntusu, [2] ates >38[degrees]C, [3] en az iki farkli bolgede LAP, [4] en az bir ic organ tutulumu, [5] lenfositoz (>4000/[mm.sup.3]) veya lenfopeni (<1500/[mm.sup.3]), [6] eozinofili (>%10 veya 700/[mm.sup.3]), [7] trombositopeni (<120 000/[mm.sup.3]).
Anket sonucunda gonderilmeme nedenleri soyle belirlenmistir: (i) yetersiz erisilebilir arastirma materyali, (ii) arastirmanin devam ediyor olusu, (iii) makalenin yazilmasiyla ilgili erteleme, (iv) ortak yazarlarla ilgili sorunlar ve (vi) konu arastirma onceligini yitirmesi.
Klinik oncesi farelerde meme kanser modelinin avantaj ve dezavantajlari soyle siralanabilir (4):
Yeni yikanmis gomleginin kokusunu soyle yakindan duyma, esmer tenine biraz daha yaklasabilmek icin butun odevlerini yapmaya raziydim.
Tanimlar ve kisa orneklerle bu kavramlar soyle aciklanmaktadir (11).
Baron de Tott, anilarinin bir yerinde soyle der: "Veba bir Turk'u oldurur, bir Frenge istirap cektirir!" Boyle bir gozlem, benim icin bir sacmalik ya da bir bilgelik kirintisi degil, yalnizca, sirlarinin birazini vermeye calistigim bir kurgu seruveni sirasinda yararlanilabilecek bir renktir.
Soyle ki; hayvan orijinli kancali kurt enfeksiyonlari kutanoz larva migrans veya cilt erupsiyonlarina neden olabilir.